Ana içeriğe atla

Kayıtlar

TUT ELİMDEN

Tut elimden Sevgilim,  Bu seninle ilk dansımız Gidiyorum uzak diyarlara İçimdeki ukdelerin tarifi amansız. Odam bomboş, yararsız... İçlerine resmini koyduğum çerçeveler; Birkaçı kırık, çoğu buna tarafsız... Görüyorsun çattı ayrılık! Bana bıraktıklarını bırakma zamanı artık Zaten birbirimize hep uzak kaldık da Konuştuğum her insanı sen sandım!.. Biz, neden başka sözlere kandık? Gel ve benimle dans et Sevgilim, Bu belki de son dansımız. Belki bir maskeli balo Ya da sahil kenarında bir keman melodisi... Ve insanı ayağa kaldıracak kadar etkili Reçineli yayın tellere yakınlığı. Dikkatle dinleyen anlar Notaların esasında mesafelere yakındığını... Aslında... Yakın sayılırız? Pantolonumun arka cebindeki cüzdanımda Bakmaya doyamadığım fotoğrafın Yahut aynı kilit altında bir tel saçın... Düşünmek gelmedi içimden, Bunlara rağmen yoksa sen mi uzaktın? Kimseye aldırma, katıl bana Sevgilim Bu seninle ilk ve son dansımız... Bir karelik fotoğrafta yan yanayız Hiçbir şey değil imkansız. Sanki... Sa...
En son yayınlar

BEN KAYBOLMUŞ BEDEVİ

Nasıl anlatayım ki size derdimi? Sahi, anlatsam dinler misiniz beni? Sıkıcıdır hikayem, bilin isterim; Ben, Orta Asya'da kaybolmuş bedevi... Tüccarım sevgiden yoksun kervanlarda Çokça düştüm şakilerin pususuna Fakirliğimi bilmediklerindendir, Hepsi ayrı ayrı uğradı hüsrana. Tek varlığım kalem ve ucuz defterim. Ne kimsem var ne biricik sevgilim... Yalnızlığımla tanınırım her yerde, Bütün mirasım sadece şiirlerim Tüccarım da ne mi verip ne alırım? Hayat sayfalarımı satıp yaşarım. İstediğim bedel saygıdan ibaret, Verdim lakin bedelini alamadım. Aslında sonsuz yalnızlıktan korkarım. Oysa bu yalnızlığıma alışkınım. Sabahlar kalabalıklaştırır günü, Korktuğumdan geceleri yol alırım. Budur işte hikayem, acıyla dolu Ve bununla da yetinmez, bitmez sonu. Gelecek günlerime gözlerim yorgun... Sevgiydi aradığım her yerde, çok mu?                                                 ...

AŞK BİR RENKTİR BENDE

Aşk bir renktir bende, Her sabah aradığım tebessümünde; Çoğunlukla soluk pembe, Ayrıcalıktır teninde... Bazense utangaç davranışlarının  Mimiklerine eşlik eden bedeninde, Yanaklarında kırmızının en güzel tonları... Bu renge eş şeker dudakların. İki pare arasından çıkan, Zihnime işlediğim kelimelerin siyahlığına; Günüme gün katan, Renkler serpen sesinden ebemkuşağı... Ve gözleri zeytin, ben damlayan yağı; Az biraz tuzundan beyaz... Müptelası olduğum, kaşlarının  Göz bebeklerine uyumundan, Bakmaya doyamadığım gözlerinin sahil kıyısından Kahvenin kusursuz manzarası... Mevsimlerden, en sevdiğin, sonbahar: Üstüne bastığın yapraklar turuncu. Sabah parlayan güneşin altın sarısına Kokusu huyum olan saçlarının kestane rengi kuyumcu. Kaç akşam, morundan lacivertine Pusu kurmuş soyguncu? Sahip olduğun gökyüzünden maviyi Ve üşümüş dudaklarından çalmak için eflatunu... Böyle işte Aşk bir renktir bende, Hayat bulduğu sürece sende.                 ...

MABEDİM AŞKININ TEMELİ

MABEDİM AŞKININ TEMELİ '' Sevgime güven... '' ve ''... bana inan. '' dedi Şaşırmıştım da o bunu fark etmedi. Bugüne dek çok mabed gördüm yine de Gözüm böylesi nuru hiç görmedi. Gözlerimi kapatıp girdim içeri Korktum ama adım atmak zordu geri Merakın getirdiği fedakarlıkmış: Yakmak, arkanda kalan tüm köprüleri Ruha indirilmişti ilk vahiyleri: '' Bul eşini, ver hak ettiği değeri '' Kalbimi bu söze layık görmek için Aşk ile yıkanıp, silip atmak kiri... Mantığıma sordum: Ne yapmak gerekir? Dedi ki: Kararlar önem arz ettirir. Bu yüzden tamamen iyi düşünmeli, İki ayrı ruh fakat bedenleri bir... Her şeyden öte bu düşündürdü beni: Bedene, farklı ruhu kabul edeni... Bir ruhta bütünleşmeyi anlarım da Madde, aşk için neden bozar şeklini? Bu imana hazırlıksızdı bedenim Gönlüm tapsa bile karşı çıkar zihnim Sorgularım inancın gizemlerini Sorular sana ait, cevaplar benim. Sormaktan uzaktaydı düşüncelerim Hatta mabedinden kaçmayı istedim Ama yaktığımdan ...

GÜNEŞTEN GÜNLERİM

GÜNEŞTEN GÜNLERİM Herkesinkinden farklıdır günlerim: Yatağımdan kalkıp aralarken perdemi,  Onun göz kırpışıyla doğar güneşim. Hatrı, kelamımdır; günaydın derim. Karşılık verir de bekletmez beni  Ve dudaklarından dökülen ilk kelimeler, Temmuz sıcağında, Bir odanın kapısının aralanması gibi Kulak penceremden kelimelerin cereyan edişi, Ruhumu serinleten sabah yelim. Böylesi huzur doludur ilk saatlerim. Öğlen olur da yine ayrılmaz manzaramdan güneşim. Daldan kolları arasından sarılıp gövdesine, Gölgesine kabul gördüğü için teşekkür ederim. Saçlarının hışırtısı eşliğinde, Acıktığımda ise tadından yenilmez muhabbeti. Nadiren ikindi vakitleri, yüzünden gökyüzünün, Siyah beyaz kirpiksi bulutlarından; Saklar, tane damlalar rengini. Akar ya yanaklarından maviliği,  Dinlendirmek için yerküremi... Islatır hem beni Hem de dudaklarının solundaki Toprak kokan tenine yakışan kahve beni. Yıkanır o mavilikte düşüncelerim. Sessizleşir zihnimin sokakları, akşam gibi. Bunca zerafet nereden ge...

ALIŞILMIŞLIK -Bölüm 11

BÖLÜM 11:      Günün ilk ışıkları yüzüne çarpıyordu, bodrumun küçük penceresinden. Saatine baktı. Eşi işine gitmişti bile. Kömür torbalarının üstünden tişörtünü alıp giydi. Gözlerindeki çapağı elleriyle ovuşturarak sildi. Karnı açtı. Belki evine girerse bir şeyler atıştırabilirdi. Ama anahtarını evden ayrılmadan önce bırakmıştı. Nasıl içeri girebilirdi? Balkona tırmanıp girmeyi denese gündüz vakti olduğu için başkaları görüp polisi arayabilirlerdi. Bu riski alamazdı. Belki eşi kendisinin geleceğini düşünerek kapının önündeki kahverengi paspasın altına anahtar bırakmış olabilirdi. Şansını bununla deneyebilirdi. Eğer anahtar bulamazsa da hızlıca kaçardı oradan. Kalemini, defterini ve fenerini çantasına özenle koyup hazırlandı. Bodrum kapısını sessizce açtı ve hızlı adımlarla ön kapıya yöneldi. Hemen eğilip paspasın altını kontrol etti. Anahtar orada yoktu. Onca umudunun boşa gitmesine sinirlenerek bir of çekti. Ayağa kalktı. Etrafına baktı. ‘’Belki başka bir yere ko...

ALIŞILMIŞLIK - Bölüm 10

 BÖLÜM 10:   Önüne çıkan ilk parkın bir bankına geçmiş, kitabın ilk sayfasını açmıştı. Okuyacağı kitap hakkındaki düşüncelerinden arınmış, okumaya başlamıştı. Bir, iki saat demeden; kafasını kitaptan kaldırdığında ikindi vakti gelmişti. Güneş gökyüzünden çekilmeye hazırlık yaparken parktaki sessizlik de azalmaya başlamıştı. Koşuya çıkan birkaç çift, okuldan sonra arkadaşlarıyla buluşan birkaç çocuk, birkaç yaşlı ve kendisi vardı parkta. Kitabı bir nefeste okuyup yarılamıştı. Kitabın kurgusu gerçekten de çocuğun anlattığı gibiydi ama daha da yalındı. Satıcı çocuk kitabı okuyup kendi içinde analiz etmişti belli ki. Takdir etti. Eğer ki bir daha görse yüzüne karşı da tebriğini dile getirecekti.     Kitabı çantasına özenle, sayfalar katlanmayacak şekilde koydu. Etrafı iyice izlemeye başladı. Kitaptan edindiği bilgilerle insanların hareketlerini okumaya çalıştı. Dikkatini çocuklara verdi. Boylarından ilkokula gittiklerini varsaydı. İkisi bir arkadaşına ters sal...