Ana içeriğe atla

YAŞAM MI ÖLÜM MÜ?




YAŞAM MI ÖLÜM MÜ?
    
         Sevdiklerimizin ölmesiyle hayat ne kadar da boş oluyor. Hırslar, kızgınlıklar ne kadar da boş kalıyor. İnsanın bir hayata sığdırdığı rütbeler bir mezar taşında kalıyor. Ve bir kere daha dostluğun önemini anlıyoruz. Maddi şeyler bu dünyada kalırken diğer şeyleri yanımızda götürüyoruz. Acaba öteki tarafta da dünyada olduğu gibi hüzünlü insanlar bırakıyor muyuz! Orada da ruhtan ayrılan şeyler buradaki gibi değersiz olacak mı?
        
         Konuya dönecek olursak yaşam varlığımızı kucaklayış, aydınlık  bir yol iken; ölüm karanlık ve yaşamsızlık sunuyor. insanlar ölümü hayatta yaşanan ızdıraplardan ibaret olarak görse de öldüğümüz zaman ruhumuza zincir vurulabileceğini göremiyor. Her insana bir kez ölümün bize yaşattıklarını gösterebilseydik yaşamın sunduğu aydınlığı görebilir miydik acaba? Bunun yanı sıra ölüm bu dünyada sonsuza dek var olmayacağımızı gösteriyor. Yakınlarımızın ölümüyle sadece ölümü bekleyen varlıklar olduğumuzu ve bizim de onlar gibi öleceğimizi anlıyoruz. Siyah-beyaz, zengin-fakir anlamını yitirip geriye sadece aklımız ve yaptıklarımız kalıyor. bazıları da kendini ölümden sonraki hayata adıyor. Öyle ki ölünceye dek meditasyon yapan rahipler var. Bu da ölümden sonraki hayata inanç ve merakın ne kadar fazla olduğunu gösteriyor.
         
          Sonuç olarak eğer beni dinliyorsanız ölmeye hala çok uzaksınız ve bu da yaşamayı daha iyi bir hale getirebilmek, sadece öğretmenlerimize ve ailemize iyi görünmek için değil kendimiz için ve önümüzdeki nesiller için daha iyi bir yer yaratabileceğimiz anlamına geliyor. “kim bilir belki de hayat bir ölüm, ölüm bir hayat. Belki de biz şimdi ölüleriz.”(Eflatun)
   
          Şimdi ben size soruyorum:

    Yaşam mı?
    Yoksa ölüm mü?

                                                         YUSUF SERHAT AYAZ

Yorumlar

  1. "insanlar ölümü hayatta yaşanan ızdıraplardan ibaret olarak görse de öldüğümüz zaman ruhumuza zincir vurulabileceğini göremiyor."

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEFSE KARŞI MÜDAFAA

     ​   Başarının önündeki en büyük engel nefsimizdir. Nefis ise insandaki kötüyü seçme iradesidir. Yani kötüyü seçtiğimiz veya iyi olanı seçmeyip beklediğimiz her an başarıdan bir adım daha uzaklaşırız. Peki nefsimiz bize hep kötü olanı seçmemizi söylerken biz nasıl iyi olanı seçme cesaretinde bulunuruz?   ​ Aslında bu sorunun cevabı her insanın kendi içinde saklıdır ama s ize yardımcı olabilmek için  kendimi nefsime karşı nasıl koruduğumu anlatmaya çalışacağım.     ​ İlk önce başaracağınıza inanmalısınız. İnanç, başarı kalesinin surları gibidir. Eğer bu surlarda en ufak bir gedik açılırsa savunmanız çöker ve kendinizi nefsinize teslim etmek zorunda kalırsınız. Savunmayı tamamladığınızda ise bununla yetinmeyip nefis kuşatmasını kaldırmanız için saldırı  da yapmanız gerekir. İşte saldırı toplarınız da iyiyi seçme iradeniz yani antinefsiniz olacaktır. Antinefis, adından da belli olacağı üzere  nefsin izin ‘’Yapmalısın!’’ dediği ş...

GÜNEŞTEN GÜNLERİM

GÜNEŞTEN GÜNLERİM Herkesinkinden farklıdır günlerim: Yatağımdan kalkıp aralarken perdemi,  Onun göz kırpışıyla doğar güneşim. Hatrı, kelamımdır; günaydın derim. Karşılık verir de bekletmez beni  Ve dudaklarından dökülen ilk kelimeler, Temmuz sıcağında, Bir odanın kapısının aralanması gibi Kulak penceremden kelimelerin cereyan edişi, Ruhumu serinleten sabah yelim. Böylesi huzur doludur ilk saatlerim. Öğlen olur da yine ayrılmaz manzaramdan güneşim. Daldan kolları arasından sarılıp gövdesine, Gölgesine kabul gördüğü için teşekkür ederim. Saçlarının hışırtısı eşliğinde, Acıktığımda ise tadından yenilmez muhabbeti. Nadiren ikindi vakitleri, yüzünden gökyüzünün, Siyah beyaz kirpiksi bulutlarından; Saklar, tane damlalar rengini. Akar ya yanaklarından maviliği,  Dinlendirmek için yerküremi... Islatır hem beni Hem de dudaklarının solundaki Toprak kokan tenine yakışan kahve beni. Yıkanır o mavilikte düşüncelerim. Sessizleşir zihnimin sokakları, akşam gibi. Bunca zerafet nereden ge...

AHLAKLA İLGİLİ KOMPOZISYON-2

AHLAK        Ahlak bir toplumun içinde yaşayan insanların uyması gerektiği düşünülen veya bir toplumdaki kişilerin benimsedikleri hal, tavır, hareket ve davranış biçimi, yazılı olmayan kurallar bütünü olarak tanımlanabilir.             Ahlak , neyin doğru neyin yanlış sayıldığı veya sayılması üstünde durur. Bu yüzdendir ki bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevi değerleri, huyları ve bunlarla birlikte ortaya koyduğu hareket ve davranışların bütünü de ahlak çerçevesinde değerlendirilebilinir.          Ahlak, bir toplumda yaşayan insanların hayatını düzene sokan manevi değerlerdir. Yeryüzünde her toplum belirli bir kültüre sahip olduğu için birlikte yaşamakta olan insanlar ahlaki değerlere sürekli ihtiyaç duyarlar. Ahlaki değerler bir toplumu ayakta tutar. Tek parça bir vücut kılar.             Aynı zamanda a...