Ana içeriğe atla

Geçmişe Dönüş



 İnsanoğlunun yaratılışının başından bu yana her gün, bir önceki günün geleceğidir. Asla şaşmaz bir kuraldır bu. Bir kanun. Ve insanlık her zaman, yaratılışından bugüne değin değişmeksizin yarın için, gelecek için endişelenmiştir. Bazılarının aklında meçhul, bazılarının dilinde kader, bazılarının gönlünde umut olmuştur gelecek. Bu yüzden kimi, sorularının cevapsız kalmasından; kimi, istediği statüye varamamaktan, kimi ise faydalı bir şey yapamamaktan endişelidir genellikle. Bu endişeden kaynaklı sürekli çalışırız, çabalarız. Her gün, bir önceki günden daha iyi ve güçlü olabilmek için ter dökeriz, fikirler üretiriz. Ve gelecek yani yarın, elbette bugün olacaktır. Endişe duyduğumuz şey ansızın kapıda belirecek, hazır olanımız misafir bekliyormuş gibi kapısını açarken hazırlıksız olanımızın eli ayağına dolanacaktır. Maddi veya manevi kayıp da hazırlıksız yakalanan için kötü bir sonuç olacaktır. Hazırlıksız olanlardan bazıları geleceği umursamayı bırakıp anın tadını çıkarmayı isterken, bazıları geleceğin daha kötü sonuçlar getireceğini düşünüp daha çok endişe duyacak ve bu sonu gelmez endişeler nihayetinde olumsuz bir sona ulaşacaktır. 

  Kötü bir son olmaması için ya da daha iyi bir gelecek adına insanlığın ihtiyacı olduğu tek şey zaman. Bunu bir gün üzerinden değerlendirirsek yirmi dört saatin üstüne ekstradan birkaç saat daha eklemek olarak düşünmemeliyiz. Yaşadığımız bu günün her anına ihtiyacımız var. Kimimiz, belki de çoğumuz bunları düşünmek yerine işin kolayına kaçıp “Keşke zamanı kontrol edebilsem.” ya da “Geçmişe dönebilsem.” diye başlayan cümlelerin üstüne bolca hayal kuruyor/kuruyoruz. Günümüz teknolojisinin şartlarına göre fiziki olarak zamanda geriye gidemiyor olabiliriz ama düşsel olarak gidebilmemiz ihtimal. 
  Mesela olduğunuz zamandan, zaman tünellerine giden bir koridorunuzun olduğunu düşünün. Bu koridordan geçip zaman tünellerine girin. Değiştirmek istediğiniz an’a çıkan tüneli bulup o tünelin gitmek istediğiniz zaman’a olan koridora gidin. Gittiğiniz zaman’da, orada sizden iki tane olmuş olacak. Unutmayın ki zaman bükülebilir veya esnetilebilir bu yüzden kendinizin gelecekteki sizle karşılaşması o an ki varlığınızı varoluştan silebilir, aklınızdaki anıların bazılarını değiştirebilir ve en kötüsü de zaman tünellerinde yırtılmalara yol açabilirsiniz. Bunu göz önünde bulundurarak gittiğiniz zamandaki sizi, sizi tanımasına izin vermeden saf dışı bırakmalısınız. 
  Zaman ile alakalı bir diğer önemli kural ise: zaman gerçekleşmek ister. Yani eskiden yaşadıklarınızı o an tekrarlamalısınızdır, değiştirmek istediğiniz an haricinde. Planınızı da yapıp değiştirmek istediğiniz an’ı değiştirdikten sonra artık eve dönme vakti gelmiştir. Saf dışı bıraktığınız kendinizi tekrar oyuna sokup zaman koridorundan ve tünellerinden geldiğiniz zamana döndüğünüzde, zaman; değiştirdiğiniz an ile gerçekleşmek ister. Eskiden yaşadığınız ve aklınızda kalan anılarınız birer hayale bürünmeye başlamıştır bilr. Belki de kendinizi bir süreliğine saf dışı bıraktığınızda gerçekleşen anları geçmişteki siz yaşamadığından unutmuşsunuzdur. Ne olduğunu bilmediğinizden size en yakın olan insanlara kendinizi anlatamayıp tartışmışsınızdır ve o geçmişten bu geleceğe aslında beraber olmanız gereken kişi düşman olmuştur size. Yaptığınız değişiklik ne kadar uzun ve büyük ise zamandaki esneme de o derecede büyük olacağından geçmişe gittiğiniz zaman tüneli ile tekrar geleceğe dönüşünüzdeki zaman tüneli aynı değildir. Esnekliği bozulan zaman tünelinin getirdiği sonuçların iyi olup olmama ihtimali ve yaşanılabilecek diğer olasılıklardan söz edilemez bile. Geçmişe gidip yaptığınız hatayı düzeltmiş olduğunuzu bileceksinizdir ama diğer her şeyin değişmediğinden emin olamayacaksınızdır da.


 Bugün için işin kolayına kaçıp kurduğumuz hayallerin aslında hayal ettiğimiz gibi kötü olabileceği kadar daha iyi olabilme ihtimali de var elbette. Ama bunu sonu gelmeyen ihtimaller arasında seçmemiz oldukça düşüktür. Bu yüzden işin kolayına kaçmayıp ihtiyacımız olan zamanı ter akıtarak geçirmek bütün insanlık adına her zaman en iyi olanıdır. Şunu da unutmamak gerekir ki geleceğin kötü sonuçlar getirmesi de ihtimal. Ama gelecek asla yarının gelecek olduğunu bilmemiz kadar sabit değildir. Gelecek aslında yarının geleceğini bilmektir, bugündür ve şu an. Şöyleki gelecek şu an yaptıklarımızla şekillenir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEFSE KARŞI MÜDAFAA

     ​   Başarının önündeki en büyük engel nefsimizdir. Nefis ise insandaki kötüyü seçme iradesidir. Yani kötüyü seçtiğimiz veya iyi olanı seçmeyip beklediğimiz her an başarıdan bir adım daha uzaklaşırız. Peki nefsimiz bize hep kötü olanı seçmemizi söylerken biz nasıl iyi olanı seçme cesaretinde bulunuruz?   ​ Aslında bu sorunun cevabı her insanın kendi içinde saklıdır ama s ize yardımcı olabilmek için  kendimi nefsime karşı nasıl koruduğumu anlatmaya çalışacağım.     ​ İlk önce başaracağınıza inanmalısınız. İnanç, başarı kalesinin surları gibidir. Eğer bu surlarda en ufak bir gedik açılırsa savunmanız çöker ve kendinizi nefsinize teslim etmek zorunda kalırsınız. Savunmayı tamamladığınızda ise bununla yetinmeyip nefis kuşatmasını kaldırmanız için saldırı  da yapmanız gerekir. İşte saldırı toplarınız da iyiyi seçme iradeniz yani antinefsiniz olacaktır. Antinefis, adından da belli olacağı üzere  nefsin izin ‘’Yapmalısın!’’ dediği ş...

GÜNEŞTEN GÜNLERİM

GÜNEŞTEN GÜNLERİM Herkesinkinden farklıdır günlerim: Yatağımdan kalkıp aralarken perdemi,  Onun göz kırpışıyla doğar güneşim. Hatrı, kelamımdır; günaydın derim. Karşılık verir de bekletmez beni  Ve dudaklarından dökülen ilk kelimeler, Temmuz sıcağında, Bir odanın kapısının aralanması gibi Kulak penceremden kelimelerin cereyan edişi, Ruhumu serinleten sabah yelim. Böylesi huzur doludur ilk saatlerim. Öğlen olur da yine ayrılmaz manzaramdan güneşim. Daldan kolları arasından sarılıp gövdesine, Gölgesine kabul gördüğü için teşekkür ederim. Saçlarının hışırtısı eşliğinde, Acıktığımda ise tadından yenilmez muhabbeti. Nadiren ikindi vakitleri, yüzünden gökyüzünün, Siyah beyaz kirpiksi bulutlarından; Saklar, tane damlalar rengini. Akar ya yanaklarından maviliği,  Dinlendirmek için yerküremi... Islatır hem beni Hem de dudaklarının solundaki Toprak kokan tenine yakışan kahve beni. Yıkanır o mavilikte düşüncelerim. Sessizleşir zihnimin sokakları, akşam gibi. Bunca zerafet nereden ge...

AHLAKLA İLGİLİ KOMPOZISYON-2

AHLAK        Ahlak bir toplumun içinde yaşayan insanların uyması gerektiği düşünülen veya bir toplumdaki kişilerin benimsedikleri hal, tavır, hareket ve davranış biçimi, yazılı olmayan kurallar bütünü olarak tanımlanabilir.             Ahlak , neyin doğru neyin yanlış sayıldığı veya sayılması üstünde durur. Bu yüzdendir ki bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevi değerleri, huyları ve bunlarla birlikte ortaya koyduğu hareket ve davranışların bütünü de ahlak çerçevesinde değerlendirilebilinir.          Ahlak, bir toplumda yaşayan insanların hayatını düzene sokan manevi değerlerdir. Yeryüzünde her toplum belirli bir kültüre sahip olduğu için birlikte yaşamakta olan insanlar ahlaki değerlere sürekli ihtiyaç duyarlar. Ahlaki değerler bir toplumu ayakta tutar. Tek parça bir vücut kılar.             Aynı zamanda a...