Dünya belli bir düzen ve ahenk içinde yaratılmıştır. İnsanların inanış şekillerine göre bu düşüncenin kabul edilir ya da edilmez olduğu kadar hayata kazandırdığı değerin gerçekliğini ve insanın fikirlerindeki yargıların kesinliğini değiştiremez. Her hayat ister kendi içinde ister dışa bağımlı olarak, düzen içindedir. Öyle ki bu düzeni yazılı olmayan kurallar dahilinde “Yaşam Öyküsü Panosu”nun baş köşesine raptiyeleriz ki Murphy Kanunları adı altında hayatın, gizli bir düzeninin varlığını kanıtlar nitelikte bir çok özdeyişler bulunmakta.
Neler mi bu kanunlar ya da hayatımızın ne kadarında bizimle beraberler? Örnek vermek gerekirse bir işi tam yapabilmeniz için vakit vermezler ama düzeltmeniz için daima zaman bırakırlar ya da bir şeyi hiç kimsenin yanlış anlayamayacağı kadar açık anlatsanız bile birileri sizi mutlaka yanlış anlayacaktır. Durup kabaca düşününce bile daha bunun gibi bir çok yazılı olmayan ama varlığının kesinliği kabul görülen değerler vardır. Güzel bir anın son bulacağını düşünmek bir yanda dura dursun o güzelliğin son buluşunun, yaşanabilecek durumlar içinde en kötüsü olma olasılığı yaşanılan güzellikle doğru orantılıdır. Şöyleki siz bir işte ne kadar başarılı olursanız olun küçük bir aksamada her şeyin sıfırlanması ihtimali de başarınızın büyüklüğü kadardır. Bir şeyin, ondan vazgeçtiğiniz zaman size sinyal çakması; doğru olanı ararken aslında hala kendi doğrultunuzda ilerliyor olmanız, nereye giderseniz gidin rüzgârın daima size karşı esmesi, bir şeyi istediğiniz kadar olması ihtimalinin arzuladığınızla ters orantıda olması...
Düşündükçe dünyanın hatta evrenin barındırdığı düzenin, hayata kazandırdığı değerlerin ve insanın fikirlerinin yargılarında olumlu bir sonra ulaşamadığını, aksine sonucun daim olarak tersine işlediğini görmek, bu da kanunlardan biri, mutlu bir hayatın olamayacağı ihtimalini yüksek oranda kanıtlar demek isterdim ama Murphy Kanunları başlığı altında toplanılan bu değerler, basit bir şekilde anlatmak gerekirse termodinamiğin ikinci kanununu ifade eder. Kapalı sistemlerde entropi daima artma eğilimindedir yani yaşanılan her şey ve başta dünyamız olmak üzere, varolan düzenden düzensizliğe doğru yol alır. Mesela eski bir binanın yıkılmasını enkaz olarak görürüz ama o enkazdan daha sağlam ve daha güzel bir bina olabileceğini düşünemeyiz.
Kabul edilsin ya da edilmesin evren belli bir düzen ve ahenge göre yaratılmıştır. Bu düzenin, hayata kattığı değerlerin yazılı olmayan kanunları vardır. Kesin ve değiştirilemez temel kanunlardır bunlar ve insana sürekli olarak “Ne kadar güzel bir yaşama sahip olursan ol, ne kadar içten sevgiler besliyorsan besle, ne kadar sağlıklı isen sağlıklı ol ve ne kadar mücadele edersen et; daima bir şeylerin ters gitme ihtimalinin olasılığı daha fazladır.” der. Sindirmesi zor olsa da kaçınılmaz bir gerçektir bu. İnsanın bu bağlamda oturup olanları izlemesi mi gerekir sadece? Oysa insan düşünebilen ve düşünerek hareket edebilen bir varlık değil midir? Her şeyin bir olumsuza sürüklenmesinin yanında o sürüklenmeyi hiç hasar almadan atlatma ihtimalinin de olabileceğini düşünebilir. Bunun için fikirler üretir, pratiğe döker. Başarısızlığa uğraması yüksek ihtimal olsa bile her düzenin işleyişinin dışında başka bir yolu vardır. Murphy Kanunlarında, yazılı olmayan kanunlardan bir tanesi var ki sahip olduğu gerçekliğin bir yansıma olduğunu kanıtlar nitelikte:
Çok denenmiş yollar hiçbir yere çıkmaz, çıkmaza götüren yollar gerçekliğe çıkar.
M. Furkan GÜNEŞ

Yorumlar
Yorum Gönder