Yaşantımızın belli başlı noktalarında kendimizi diğer insanlardan önde olduğumuzu görmüşüzdür ya da bunu bize söyleyenler olmuştur. Kah yaptığımız işte iyi olmamız, kah iş ahlakımız olsun, kah davranışlarımızın düzgünlüğü… Toplum içinde bulunduğumuz konuda bunlar ve bunlar gibi sayılabilecek birçok faaliyet ve davranışlarımızda başkalarıyla kıyaslanıp onlara nazaran daha iyi olduğumuz söylenebilir ya da kendimizi bir değerlendirmeye alırken böyle düşünebiliriz. Peki böyle görülmemizi ya da düşünmemizi sağlayacak konuma bizi neler götürmüş olabilir? Pratik davranışlar için kıvrak zeka mı? El çabukluğu mu yoksa kader mi? Belki. Belki de ayrıntıyı kaçırıyoruzdur: seçimlerimiz. Doğduğumuzdan bu yana bulunduğumuz her noktaya ulaştıran bir ayrıntı. Hayatınızdaki hangi nokta olursa olsun, onu kaldırıp altındaki uzantıları takip ederseniz her ayrıntının sizi seçimlerimize götürdüğünü kendi gözlerinizle göreceksiniz.
Seçimlerimizden sonra hayatımıza dökmeye çalıştığımız kararlar ve bunun üzerindeki azmimiz bizi bir statüye ulaştırır. Belli bir konuma geliriz ve bu sefer başka seçimler yaparız. Bunu bir dağa çıkma hedefi olan dağcı örneğiyle somutlaştırabiliriz. Çıktığımız her bir noktada başka bir seçim yapmalı, ya vazgeçip geldiğimiz yere geri dönmeli ya da kendimize hedef koyduğumuz zirveye ulaşmak için seçimimizi bu yönde yapmalıyız ki en yüksek konuma yani zirveye ulaşabilelim. Her noktada, vereceğimiz seçimin sonucunda; başka bir konumda daha zor seçimlerin bizi beklediğini unutmamalıyız ki dağın zirvesine yaklaştıkça ağırlaşan soluklarımız bizi korkutmasın.
Seçimlerimizin sonucunu düşünerek, kararlılıkla devam ederek zirveye daha da yaklaşmış olduğumuzu bilmeli ve gelecek olan daha zorlu seçimlere göğüs germeliyiz. Nihayetinde hedef koyduğumuz dağın zirvesi, seçimlerimiz sayesinde, gözle görünür. Belki manzarası çok güzeldir. Belki de daha güzel manzaralar aramak için daha yüksek dağları hedef almışsınızdır bile…
Zirveye ulaşmış bir dağcıya yine o zirveye ulaşmak isteyen ama seçimlerindeki kararsızlıklar yüzünden ulaşamayan diğer dağcılar ‘’seçilmiş kişi’’ diyebilirler. Sakın onlara kulak asmayın. Yaşamış olduğumuz maddi evrende seçilmiş kişi yoktur. Kendi seçimlerini aşıp sürekli; yeni ve daha büyük hedefler arayan yahut o hedeflerin büyüklüğüyle doğru orantılı zor seçimleri beraberinde getirdiğini bilip onların peşinden gidenler vardır. Halk dilinde ideali olan herkes böyledir diyemem ama ideali peşinde olan ve durmadan başka idealleri kovalayan herkesi buna dahil edebilirim. Onlar seçilmiş olmanın bir noktaya varamamış olanların uydurması, yanılması olduğunu bilirler. Onlar için seçilmiş olmak seçimlerinin sonuçlarına göğüs gerip yeni seçimler ardından koşmaktır.
M. Furkan GÜNEŞ

İnsana bir şeyler katıyor şüphesiz :)
YanıtlaSil