Hayaller çoğu kişiyi hayata bağlayan yegane şeydir. O hayaller, tabi ki kişiye bağlıdır. Kimisi kendini paralar içinde yüzerken hayal eder, kimisi de geçen gün mağazaya gidip cebinde beş kuruş parası olmadığı için alamadığı hırkayı üstünde hayal eder. Sizce herkes farklı olduğu için mi aynı şeyleri hayal edemez? Bence hayır.
Size, geçen günlerde izlediğim bir belgeselden bahsedeceğim. Acı ama gerçek bir olay bu. Somali'de bir ailenin 10 yaşındaki erkek çocuğu arkadaşlarıyla top oynarken belgeselciler bu çocuğa yaklaşıyorlar. Sordukları tek soru : "Hayaliniz nedir?" ve kimseden büyüyünce zengin olacağım, diye bir cevap gelmiyor. En son 10 yaşındaki çocuğa bu soruyu yöneltince aldıkları cevap şu oluyor: "İstediğim zaman su içmek." Bunun üzerine belgeselciler o çocuğun ailesinin oturduğu eve (tek odalı, derme çatma, gecekondu) giderler. Evde tabi ki musluk yoktur. Tuvalette bile musluğun olmadığını gören belgeselci: "Tuvalet ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunuz? diye soruyor. Evin hanımı da: "1,5km. uzakta (yukarı köyde) bir hayrat var. İki güne bir oraya gidip su getiriyorum. Tabi kadın başıma anca 1 bidon su getirebildiğim için tuvalet ihtiyacımızı zor giderebiliyoruz. Getirdiğim su ancak içmeye yetiyor" diyor. Belgeselciler, hayatlarının şokunu kadının iki dudağının arasından çıkan o keskin sözlerinin suratlarına çarpmasıyla yaşarlar. Bunun üzerine 3 belgeselci kendi aralarında anlaşarak bu köye bir hayrat yaptırırlar. Hayrat yapımı 1,5 ay sürer ve hayrat açıldığında köye tekrar gelirler ve o ailenin 10 yaşındaki çocuğuna tekrar aynı soruyu yöneltir mikrofonu tutan adam: "Şimdi hayalin nedir?" diye sorar. Çocuktan muhteşem bir cevap gelir: "Büyüyünce senin gibi olmak isterim"
Hayallerin sınırı var mıdır derseniz, bence vardır. Çünkü: hiç kimse göremediği, hayatı boyunca tanışmadığı bir şeyi hayal edemez
İyilik yapmaktan hiç vazgeçmemeniz dileğiyle AHMET BOZKURT
Size, geçen günlerde izlediğim bir belgeselden bahsedeceğim. Acı ama gerçek bir olay bu. Somali'de bir ailenin 10 yaşındaki erkek çocuğu arkadaşlarıyla top oynarken belgeselciler bu çocuğa yaklaşıyorlar. Sordukları tek soru : "Hayaliniz nedir?" ve kimseden büyüyünce zengin olacağım, diye bir cevap gelmiyor. En son 10 yaşındaki çocuğa bu soruyu yöneltince aldıkları cevap şu oluyor: "İstediğim zaman su içmek." Bunun üzerine belgeselciler o çocuğun ailesinin oturduğu eve (tek odalı, derme çatma, gecekondu) giderler. Evde tabi ki musluk yoktur. Tuvalette bile musluğun olmadığını gören belgeselci: "Tuvalet ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunuz? diye soruyor. Evin hanımı da: "1,5km. uzakta (yukarı köyde) bir hayrat var. İki güne bir oraya gidip su getiriyorum. Tabi kadın başıma anca 1 bidon su getirebildiğim için tuvalet ihtiyacımızı zor giderebiliyoruz. Getirdiğim su ancak içmeye yetiyor" diyor. Belgeselciler, hayatlarının şokunu kadının iki dudağının arasından çıkan o keskin sözlerinin suratlarına çarpmasıyla yaşarlar. Bunun üzerine 3 belgeselci kendi aralarında anlaşarak bu köye bir hayrat yaptırırlar. Hayrat yapımı 1,5 ay sürer ve hayrat açıldığında köye tekrar gelirler ve o ailenin 10 yaşındaki çocuğuna tekrar aynı soruyu yöneltir mikrofonu tutan adam: "Şimdi hayalin nedir?" diye sorar. Çocuktan muhteşem bir cevap gelir: "Büyüyünce senin gibi olmak isterim"
Hayallerin sınırı var mıdır derseniz, bence vardır. Çünkü: hiç kimse göremediği, hayatı boyunca tanışmadığı bir şeyi hayal edemez
İyilik yapmaktan hiç vazgeçmemeniz dileğiyle AHMET BOZKURT

Yorumlar
Yorum Gönder