Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yalnızlık

İnsan sosyal bir varlıktır. Doğası gereği diğer insanlarla konuşur, ilişkiler kurar. Bu ilişkiler aile akraba ve arkadaşlıklar arasında oluşur. Karşısında kalakaldığınız ilişkilerde olur elbet, yalnızlık doldurur buraları. Peki yalnızlık nedir?  Yalnızlık çevrende birilerine ihtiyacın olduğunda bile yanında kimsenin olmamasıdır. Yalnızlık yabancı bir şehirde yada yabancı bir ülkede kimsesiz yaşamaktır. Hiçbir sosyal bağ kurmadan, sadece temel ihtiyaçlarını karşılayarak robot gibi yaşamaktır.  İnsan sosyal bir canlı olduğundan dolayı bu ihtiyacını karşılaması gerekir. Karşılayamayan insan yalnız olur. Ama yalnızlık bir his olduğundan insanın kendisini nasıl hissetiğine de bağlıdır yalnızlık her an herkes için farklı olabilir. Bazen huzur verir yalnızlık bazen de insanı sıkar.  Bazen yalnızlık bizim tercihimiz olmaz. Bazen yalnız kalmak bizim tercihimiz olmaz. Bazen yalnız kalmak ve kendimize gelmek zorunda kalırız. Bu durumda insan kendi kendine arkadaş olur.  S...

Öncü Eğitim

Eğitim, ailede başlar. Buna itiraz eden yoktur sanırım. Varsa da -tek tük olabilir- bu kompozisyonu okuduktan sonra fikirleri değişecektir. Anneler, ilk öğretmenlerimizdir. Anne şefkatinin ön planda olduğu, o sıcaklığı iliklerimize kadar hissetiğimiz ve ne yazık ki değerini o şefkatli kolların arasından ayrılıp okula başladığımızda anladığımız öncü eğitimi alırız onlardan. Giyinme, temizlik, ahlak ve hatta tuvalet adabımızı bile onlara borçluyuzdur. Demem o ki eğitimin eğitimini anneler üstlenir. Peki ya sonra. ... Sonrası şöyle:  Okula başlarız. Asıl eğitimin, bilimin, arkadaşlığın olduğu yuvalarda şen şakrak geçer 12 yılımız. Kimilerine göre su gibi geçer zaman. Kimilerine de kum saatinin kum taneleri bitmez olur. Ne yaşanmışlıklar vardır o uzun ince koridorların duvarlarında. Masamızın altına beslenme çantamızı koyduğumuz, sadece masumiyetle etrafı yokladığımız zamanlardır. Öğretmen başlar anlatmaya, biz dinleriz. Ama bir kopukluk vardır öğretmenle aramızda. Annemizin eğitimi...

HASTA ZİYARETİ

               HASTA ZİYARETİ   Acılar içinde arıyor ya insan, kendini Oysa acının onun içinde olması gerekiyorken... Tabi bağnazdır insanoğlu ''Biz böyle gördük'' der geçerler Hatta ''seviyorum'' der sevdiğine Kandırıyor, kendini, gözler önünde Bir gece ''Ayrılalım.'' cümlesini duyunca ''Sevseydi gitmezdi'' deyip intiharla tehdit ediyor, Yine kendini... Karşısındakini anlamaya yeltenmeyecek kadar insafsız da Her sevginin kahramanı oluyor bir anda Daha da anlatacak onca şey var da Bardağın boş tarafından bakınca Lakin hasta ziyaretinin kısası makbuldür hani, Rahatsız etmek istemem sizi; Yitirmiş olduğunuz akli dengenizi...                                                      M. Furkan GÜNEŞ

ELVEDA

                                                                                   ELVEDA      Yoksun ya, aptallığıma ağlarım.  Yıldızlar biçimsiz ve gece yarım  Düşünür bir yanım, gelecek yarın.  Tanrı'm sabaha uyanacak mıyım?  Dakikalar çaresiz, zaman durgun.  Gökyüzüne yazılı adın, burcun...  Bütün gece herkese seni sordum  Dudaklarım kurumuş, kalbim yorgun.  Son deminde umudun meşalesi  Belki de sevgilinin son gecesi  Sen satırları tek tek hecelerken  Yazılır mı ''elveda'' kelimesi?                                       M.  Furkan GÜNEŞ

Hayal Etmek

Hayaller çoğu kişiyi hayata bağlayan yegane şeydir. O hayaller, tabi ki kişiye bağlıdır. Kimisi kendini paralar içinde yüzerken hayal eder, kimisi de geçen gün mağazaya gidip cebinde beş kuruş parası olmadığı için alamadığı hırkayı üstünde hayal eder. Sizce herkes farklı olduğu için mi aynı şeyleri hayal edemez? Bence hayır.  Size, geçen günlerde izlediğim bir belgeselden bahsedeceğim. Acı ama gerçek bir olay bu. Somali'de bir ailenin 10 yaşındaki erkek çocuğu arkadaşlarıyla top oynarken belgeselciler bu çocuğa yaklaşıyorlar. Sordukları tek soru : "Hayaliniz nedir?" ve kimseden büyüyünce zengin olacağım, diye bir cevap gelmiyor. En son 10 yaşındaki çocuğa bu soruyu yöneltince aldıkları cevap şu oluyor: "İstediğim zaman su içmek." Bunun üzerine belgeselciler o çocuğun ailesinin oturduğu eve (tek odalı, derme çatma, gecekondu) giderler. Evde tabi ki musluk yoktur. Tuvalette bile musluğun olmadığını gören belgeselci: "Tuvalet ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunu...

HATALARIMIZLA YÜZLEŞMEK

Bir gün her şeyi arkamda bırakıp gitmek nasıl bir fikir diye düşünüyorum. Yani hiç düşünmeden, yanıma hiçbir şey almadan tamamen yeni bir hayat kurmaktan bahsediyorum. Belki de sahip olduğumuz her şey ve herkes hayatımızı süslemeye yarayan sahte birer motiftir. Gerçeğin aslında bana hiç de yakın olmadığını düşünmeden edemiyorum. Her sabah yeni bir güne uyanıyoruz. Bir önceki günü arkamızda bıraktığımızı düşünüp yeni bir hayata atıldığımızı zannediyoruz. Peki bu kadar kolay mı geçmişi, yaşanmışlıkları veya hatalarımızı unutmak. Keşke bu kadar kolay olsaydı. Keşke anılarımızı bu kadar kolay unutabilseydik. Belki o zaman yeni bir güne uyanmak bizim için daha kolay olurdu. Gerçekten de yaptığımız hataları her insan yapar diyerek geçiştirmek doğru mudur? Hayır, tabi ki..! Belki yaptığımız hatanın kendimiz için sorumluluğu çok büyük olmayabilir fakat kaç insanın hayatında kötü bir etki bıraktığımızı unutmamak gerekir. işte bu sebepledir ki her şeyi unutup bir kenara çekilmek bana hiç makul...