TEBESSÜMÜN DEĞERSİZ ŞEKLİ : VERESİYE
Hayatta en çok değer verdiğim ikinci davranıştır tebessüm etmek. Birincisi ise insanlara değer vermektir. Birbirlerini tamamlayan ve birbirine bir anahtar-kilit uyumu kadar bağlanan iki davranış oldukları için önem sıralamamın en üst basamaklarında yer alırlar. Kendine, yakınındakilere, çevresindekilere değer verenler tebessümü de unutmaz, ardından yüzlerine takınırlar. Anlayacağınız tebessüm bir ırmaksa, o ırmağın kaynağı da değer dağının etekleridir.
Tebessüm eden ile alan arasında güçlü bir
bağ kurulur. Hele de o tebessümü alan bir çocuksa. Resmen dünyalar onun
olur. Onun kahramanı olursunuz ve sizi hayatına alır. Belki bazıları “Abartma
sen de, altı üstü bir tebessüm.” diyorlardır. İşte bu cümleyi kuranlar gerçek
kötülerdir. Böyle insanlar tebessümünü bile peşin ödemez, veresiye yazdırırlar.
Aybaşı gelir veresiyeyi kapatmaya uğrarlar, bir iki tebessüm edip çocukların
dünyalarına girerler. Bunu sadece göz boyamak için yaparlar. Tabi bu
tebessümden bir hayır gelir mi ? Hayır, gelmez. Onlara bir kere tebessüm edersiniz, sonraki ay
başına kadar çocuğun yüzünü dahi görmezsiniz. Çocuk sizi bir hafta arar, ama
bakar ki yoksunuz. Sonra dünyasından çıkarmak ister sizi, ama yapamaz. Çünkü onun
buna gücü yetmez, yaşı yetmez en çok da psikolojisi yetmez.
Böyle şeylere çok tanık olmuş ve bizzat
yaşamış birisi olarak siz büyüklere tavsiyem:
Peşin ödeyemeyeceğiniz bir işi veresiye kapatmaya çalışıp çocukların dünyasını başlarına yıkmayın. Son olarak da siz çocuk okurlara tavsiyem:
Her insanın tebessümüne inanmayın. Çünkü herkes tek yüzlü değildir. Bazen karşınıza karaktersiz, iki yüzlü insanlar da çıkabilir.
Ahmet BOZKURT

Yorumlar
Yorum Gönder