Ana içeriğe atla

ÖFKE VE SABIR


 Öfke ve Sabır

   Hayatta en çok ne zaman öfkeli kısmın ağır bastı? Ortaokuldaki "o çocuğun" yüzüne yumruğu attığın zaman mı? Bir dakika, ben seni tanımıyorum ve "o çocuğun" kim olduğunu da bilmiyorum ama eğer aklında birisi canlandıysa, o kişiye duyduğun öfkeden kaynaklıdır.

    Atasözümüzde de geçtiği gibi öfke ile kalkan ancak zarar ile oturur. Kavga ettiniz, daha sonra ne oldu? Disipline mi gittiniz veya öğretmeniniz yüzünüze bir tokat mı patlattı; o da olmasa uzun süre küs kaldınız. Peki ne kazandınız? Cevabı hiçbir şey ama yine de düşünün, bunu yaptığınıza değdi mi?
Size hiçbir katkısı olmayıp üstüne sizi zarara sokan bu "öfke" neden çoğunlukla seçtiğimiz yol oluyor? Bu daha çok insan ile alakalı bir durum. Belki karşıdaki gerçekten güzel bir yumruğu hakketmişti veya bilerek sizi sinirlendirmek istedi, damarınıza bastı.
Bunlar kişiye geçerli sebepler olarak gelse de size öfke yerine daha hayırlı ve faydalı bir yol vardır, o da "sabır". 

    Sabır öfkeye oranla çok daha yararlı olacaktır, inan. Evet zordur sabırlı olmak ve de her babayiğidin harcı değildir. 

    Bakmayın insanların öfkeli olduğunda daha çok dikkat çektiğine. Her insan öfkelenebilir. Evet öyle, her insanın yapabileceği iştir öfke. Peki sabır? Kaç kişi başına gelen dertlere karşı sabır gösterebiliyor? Kaçımız, ailesinden ölen olduğu zaman kadere lanet okumak, isyan etmek ve hayattan bıkmak yerine sabrı seçebiliyor?

    Bu yazıyı okuyup diyenler olacaktır; "Biz de biliyoruz sabırlı olmayı ama elimizde değil". Bunu diyenler, sizin için bir "Sabır Arttırma Tekniği" var.

     Sabır Arttırma Tekniği:

    Başlık biraz değişik, kabul ediyorum. Dikkat çekmesi için en iyinin bu olması gerektiği düşüncesindeyim. Her neyse, konuya dönecek olursak; nasıl sabır arttırılır? Yanıt basit: Çalışarak! Bu "pazu kası" gibi bir şey midir ki, çalışarak artsın? Evet! Tam olarak öyle bir şeydir sabır.

     Pazu kasını örnek olarak ele alırsak, bu kasımızı geliştirmek için çeşitli antremanlar ve hareketler yapabiliriz. Örneğin dambıl kaldırmak gibi.

     Dambılı 5 kere indirip kaldırdık, farzedelim. Kaldırmamıza rağmen kolumuzda biraz bile bir yanma gerçekleşmedi fakat ardından 10 kere daha kaldırıp indirince kolumuz yanmaya başladı.

    İlk 5 kez kaldırıp indirdiğinde kollarında yanma hissi olmadığı için o kasın geliştiği söylenemez. Fakat ardından daha çok çalışıp kolumuz yandığı hissettiğimiz zaman, kasımızın geliştiğini söyleyebiliriz ve o hareketi bir daha yaptığımızda daha az acıyacaktır. Peki bunun sabırla ne alakası var? 

    Şöyle ki; İnsanın sabrını geliştirmesi için, kas çalışmaktaki gibi yanması lazım. Ama kasımızın değil içimizin. Kardeşin defterini mi çizdi, kızma ve sabret. Arkadaşın çok sinir olduğun hareketler mi yapıyor, kızma ve sabret. İçinin yandığı anlar olacak, damarına basılacak ama sen sabret.
Eğer için yandığı zaman sabrı öfkeye çevirirsen, dambıl kaldırırken kolu yanınca bırakan biri gibi, kendini geliştiremeden vazgeçmiş olursun. Dambıl kaldıranın kas gücünü arttırdığı an, kolunun en çok yandığı ve dayanamayacağını düşündüğü andır. Ve sabırlı olmaya çalışan birinin de en çok içinin yandığı an, sabır gücünü en çok arttırdığı andır. Birkaç kereliğine sizi sıkan durumlarda sabırlı olmayı deneyin, siz de göreceksiniz artık aynı durumlarda daha az öfkelenip, daha çok kibar olacaksınız. 

   Bu amatör yazımı Hz. Muhammed'in bir Hadis-i Şerifi ile bitirmek isterim: "Gerçek pehlivan güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman öfkesini yenendir". 
Hayırlı günler.
                       
Ömer Rahmet DALSEÇKİN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NEFSE KARŞI MÜDAFAA

     ​   Başarının önündeki en büyük engel nefsimizdir. Nefis ise insandaki kötüyü seçme iradesidir. Yani kötüyü seçtiğimiz veya iyi olanı seçmeyip beklediğimiz her an başarıdan bir adım daha uzaklaşırız. Peki nefsimiz bize hep kötü olanı seçmemizi söylerken biz nasıl iyi olanı seçme cesaretinde bulunuruz?   ​ Aslında bu sorunun cevabı her insanın kendi içinde saklıdır ama s ize yardımcı olabilmek için  kendimi nefsime karşı nasıl koruduğumu anlatmaya çalışacağım.     ​ İlk önce başaracağınıza inanmalısınız. İnanç, başarı kalesinin surları gibidir. Eğer bu surlarda en ufak bir gedik açılırsa savunmanız çöker ve kendinizi nefsinize teslim etmek zorunda kalırsınız. Savunmayı tamamladığınızda ise bununla yetinmeyip nefis kuşatmasını kaldırmanız için saldırı  da yapmanız gerekir. İşte saldırı toplarınız da iyiyi seçme iradeniz yani antinefsiniz olacaktır. Antinefis, adından da belli olacağı üzere  nefsin izin ‘’Yapmalısın!’’ dediği ş...

GÜNEŞTEN GÜNLERİM

GÜNEŞTEN GÜNLERİM Herkesinkinden farklıdır günlerim: Yatağımdan kalkıp aralarken perdemi,  Onun göz kırpışıyla doğar güneşim. Hatrı, kelamımdır; günaydın derim. Karşılık verir de bekletmez beni  Ve dudaklarından dökülen ilk kelimeler, Temmuz sıcağında, Bir odanın kapısının aralanması gibi Kulak penceremden kelimelerin cereyan edişi, Ruhumu serinleten sabah yelim. Böylesi huzur doludur ilk saatlerim. Öğlen olur da yine ayrılmaz manzaramdan güneşim. Daldan kolları arasından sarılıp gövdesine, Gölgesine kabul gördüğü için teşekkür ederim. Saçlarının hışırtısı eşliğinde, Acıktığımda ise tadından yenilmez muhabbeti. Nadiren ikindi vakitleri, yüzünden gökyüzünün, Siyah beyaz kirpiksi bulutlarından; Saklar, tane damlalar rengini. Akar ya yanaklarından maviliği,  Dinlendirmek için yerküremi... Islatır hem beni Hem de dudaklarının solundaki Toprak kokan tenine yakışan kahve beni. Yıkanır o mavilikte düşüncelerim. Sessizleşir zihnimin sokakları, akşam gibi. Bunca zerafet nereden ge...

AHLAKLA İLGİLİ KOMPOZISYON-2

AHLAK        Ahlak bir toplumun içinde yaşayan insanların uyması gerektiği düşünülen veya bir toplumdaki kişilerin benimsedikleri hal, tavır, hareket ve davranış biçimi, yazılı olmayan kurallar bütünü olarak tanımlanabilir.             Ahlak , neyin doğru neyin yanlış sayıldığı veya sayılması üstünde durur. Bu yüzdendir ki bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevi değerleri, huyları ve bunlarla birlikte ortaya koyduğu hareket ve davranışların bütünü de ahlak çerçevesinde değerlendirilebilinir.          Ahlak, bir toplumda yaşayan insanların hayatını düzene sokan manevi değerlerdir. Yeryüzünde her toplum belirli bir kültüre sahip olduğu için birlikte yaşamakta olan insanlar ahlaki değerlere sürekli ihtiyaç duyarlar. Ahlaki değerler bir toplumu ayakta tutar. Tek parça bir vücut kılar.             Aynı zamanda a...