KAFTAN TERZİLERİ
Ahlak, bir kaftana benzer. Kaftanın terzileri de anne ve babalardır. Eğer bu kaftan iyi dikilmiş ihtişamlı bir kaftansa sahibini yüceltir. Ama kaftan sahibine göre dikilmemişse sahibi giymeye utanır. Kaftanı giyse bile o kaftanı sahibinin üstünde görenler hem terzisine hem de sahibine sövüp saymaya başlarlar. Bu iki kaftanın farkını anlayabilmeniz için size başımdan geçen bir olayı anlatacağım :
Ben okludan eve her gün otobüsle dönerim. Kapanışa özel indirim yapan mağazalara benzer bindiğim otobüsler. Yine bir gün o tıklım tıklım olan otobüsün kapısında acaba bana yer kalacak mı kaygısıyla bekliyordum. Yaklaşık iki dakika sonra sıra bana geldi nihayet. Tam binecekken arkamdan " Beni de bekleyin lütfen ! "dedi birisi. Kart okutma sesleri arasında neredeyse duyulmuyordu. Arkamı dönüp gördüğümde anladım sesin neden kısık geldiğini. 70 yaşlarındaki amca varıyla yokuyla otobüse yetişmeye çalışıyordu. İçimdeki ürpertinin verdiği şok hissini atlattıktan sonra o anda para saymakla meşgul olan otobüs şoförüne : " Ağabeyi şu amcayı da alıp geleceğim. Biraz bekle. " dememle arkamı dönüp fırlamam bir oldu. Koşarken beni bütün enerjimi boşa harcamış olduğum düşüncesine iten bir " tısss " sesi duydum. Amcanın koluna girdim ve arkamı döndüğümde otobüsün gittiğini fark ettim. Duyduğum o ses otobüsün kapılarının kapanma sesiymiş. Amca da o anda oturacak yer arıyormuşçasına göz gezdiriyordu. Hemen amcanın koluna girip onu bir yere oturttum. Oturduğu gibi başladı otobüs şoförüne sayıp sövmeye. " Aman amca, bu yaştan sonra böyle vicdansızlar için günaha girmeye değmez. " dedim. Amca da Doğulu ağzıyla " Doğru söylüyorsun oğul. " dedi. Sonra amcayla yaklaşık 10 dakika sohbet ettik. Her gün torunlarını okuldan almak için bu otobüs işkencesini çekiyormuş. Oğlu ve gelini çalıştıkları için onun alması gerekiyormuş. Ama amca hiç gücenmiyordu ,darılmıyordu oğluna. Hatta torunlarının " Dede " diyerek omzuna atladığı her gün daha da şevkle gidiyormuş onları almaya. Dede anlatmaya devam ederken karşı taraftan bir otobüsün geldiğini fark ettim. Hemen amcanın koluna girdim ve otobüs yanaştığında bindik. Bu defa sıra fazla yoktu, sırada olanlar da amcaya yol vermişlerdi zaten. Otobüse bindiğimiz gibi benden 1-2 yaş büyük olan bir abi, amcaya yerini verdi. Amcayı oturttuktan sonra da yanındaki direği tuttum ve otobüsün hareket etmeye başlamasıyla biraz ileri geri sallandım. Duraklarda durup kalktıktan sonra evimin bulunduğu kavşağa geldiğimizi fark ettim ve kırmızı " STOP " düğmesine bastım. Amcanın elini öpüp hayır duasını aldıktan sonra otobüsten indim. İnişimle de yorgunluğumu tetikleyen açlık duygusuyla adımlarımı hızlandırdım.
Yaşadığım bu olayı sizlere aktarmamın sebebi ahlak kaftanı terzileri ve adaylarına kaftanlar arasındaki farkı anlatmaktı. Çocuğunuzun kaftanı sizin ellerinizde. Ya sahibini ve kendinizi övdürtürsünüz ya da sövdürtürsünüz. Kompozisyonumu insanlık tarihinin en iyi ahlak terzisi olan Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in şu sözüyle tamamlamak istiyorum :
" Güneş' in buzları eritmesi gibi günahları da güzel ahlak eritir. "
AHMET BOZKURT

tam anlamıyla çok güzel olmuş gerçekten başarılı bir kompozisyon.
YanıtlaSilTEBRİKLER...